Google

« Önceki |

27/9/2009

Kırmızı Pancarın Mucizevi Yararları



Elinizdeki paket sakızdan arkadaşlarınıza ikram ettiğinizde, muhtemelen çoğu kırmızı olanı seçecektir. Şekerciler rengin ne kadar önemli olduğunu çok iyi bilir. Şeker keşfedilmeden önce bile kiraz, frambuaz, Frenk üzümü ve üzüm tercih edilen yiyecekler arasındaydı.

www.RealAge.com.tr tarafından hazırlanmıştır.

Ancak eğer doğa bizi yemeye teşvik etmek için bazı yiyeceklerin rengini kırmızı seçtiyse, kırmızı pancar neden bir istisna olarak kaldı?

Bir kâse salatanın üzerine dökülen bir damla kırmızı pancar suyu bile çoğu insanın hoşuna gitmez. Çoğumuz sirkenin tadından nefret ederiz. Peki, kırmızı pancar pek tercih edilmediği için mi turşusu yapılmaktadır? www.realage.com.tr olarak sizler için pancarın pek sevilmemesine rağmen ne kadar yararlı olduğunu araştırdık.
Pancar, göz alacak kadar kırmızı bir bitkidir. Ancak fazla tercih edilmeyen bu bitkinin rengi bizi etkilemek ve tercihimizi değiştirmek için seçilmiş olabilir mi?

Kesinlikle evet! Pancarın olağandışı seviyelerde barındırdığı nitrat, tansiyonu düşürmede ilaçlar kadar etkilidir.

İngiltere’deki Bart’s ve Royal Londra Hastanesi’ndeki doktorların 10 yıl süren ve nitratın insan vücudu üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalarının ardından, vücuda girdiğinde nitrik aside dönüştüğü ortaya çıkarılmıştır.

Araştırma grubunun bir üyesi olan Profesör Ben Benjamin, “Nitrik asit kan basıncını düşük seviyelerde tutmak için damarlar tarafından üretilen bir maddedir. Ayrıca kandaki enfeksiyon ile mücadele etmek amacıyla antikorlar tarafından yüksek miktarlarda üretilmektedir,” diyor.
Her 3 yetişkinden birinin yüksek tansiyon hastası olduğu dünyamızda, bu oldukça iyi bir haber. Hayatınız boyunca hap içmek yerine pancar ile bu soruna çözüm bulabilirsiniz. Farklı şekillerde yorumlanan renginin aksine tadı ise oldukça lezzetli ancak pancar suyu elde etmek biraz uğraştıran bir işlem.

Elmanın aksine pancar suyunun tadını korumak oldukça zordur. Bu nedenle bir miktar suyu fermantasyon için bir kenara koymalı ve dinlendirdikten sonra taze sıkılmış pancar suyuna biraz da elma suyu karıştırarak eklemeliyiz. Bu sayede hoşunuza gitmeyen pancar tadından eser kalmayacak ve pancar suyu sevdiğiniz bir içecek haline gelecektir.
Milliyet

22/7/2009

İDEALİ HAFTADA 1, AYDA 4 KİLO VERMEK


Beslenme ve diyet uzmanları, yaz diyetleriyle zayıflamanın daha kolay olduğunu ancak spor veya en azından fiziksel aktivite olmadan yapılacak diyetten başarı beklemenin hayal olacağını belirtiyor.

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''yaz diyeti'' yazılarak internette arama yapıldığı zaman yaklaşık 2,5 milyon sonuç elde edildiğini, bu durumun bilgi kirliliğine yol açtığını söyledi.

Şişmanlığın zararları konusunda toplumun bilinçlenmeye başlamasıyla pek çok kişinin de estetik bir vücuda sahip olabilmek için diyet yapmaya başladığını ifade eden Akman, ''Fakat insanımız fiziksel aktivite yapmaya üşeniyor. Çünkü 50 metre mesafeye bile arabayla gidiyoruz, merdivenle çıkmak yerine ikinci kat için bile asansöre biniyoruz'' dedi.

-''HAREKET YOKSA BAŞARI DA YOK''-

Polikliniğe başvurarak diyete başlayan kişilere günde yarım saat yürümelerini tavsiye ettiklerini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Akman, şunları kaydetti:

''Yaz diyetleriyle zayıflamak daha kolaydır ancak spor veya en azından fiziksel aktivite olmadan yapılacak diyetten başarı beklemek hayal olur. Hayatlarına diyetle birlikte fiziksel aktiviteleri de taşıyan kişiler, ayda sağlıklı şekilde 4 kilo veriyor. Pek çok kişi, internet veya kadın dergilerinden okuduğu bilgilerle yaz diyeti yapmaya çalışıyor. Uzman gözetiminde olmadan yapılan diyetin zaten başarı şansı son derece zayıftır. Çünkü kişinin kilosu, yemekten hoşlandığı şeyler, temel beslenme alışkanlıkları, boy uzunluğu, cinsiyeti ve metabolizmasının nasıl çalıştığıyla ilgili bilgi edinmeden kişiye diyet programı uygulanması bırakın yarar sağlamayı bazı sağlık sorunlarına bile neden olabilir.''

Akman, büyük oranda su ve lif içeren karpuzun yazın uygulanacak zayıflama diyetlerinde en çok kullanılması gereken besin maddesi olduğunu, karpuzu yaz diyetleri için hastalarına belli miktarlarda önerdiklerini ifade etti.

-''İDEALİ HAFTADA 1, AYDA 4 KİLO VERMEK''-

Özellikle kitle iletişim araçlarıyla insanlara sunulan diyetlerin hızlı kilo vermeyi vadettiğini belirten Akman, ''Hızlı kilo vermek sağlıklı değildir. Aldığınız enerji miktarı harcadığınız enerjinin altındaysa zaten kilo verirsiniz. Ev ortamında ideal olan haftada 1, ayda 4 kilo vermektir'' dedi.
stargazete.com

22/7/2009

Evliliği ayakta tutmak için aşk yeterli değil!


Evliliği ayakta tutmak için aşkın yeterli olmadığı bilimsel olarak kanıtlandı.

Avustralyalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, çiftin yaşları, daha önceki ilişkileri ve hatta her ikisinin birden sigara içip içmediği gibi faktörlerin, evliliklerinin sürüp sürmeyeceğini belirlediğini gösterdi.

Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde görevli bilim adamları, 2001 ile 2007 yılları arasında, evli ya da birlikte yaşayan yaklaşık 2500 çiftle görüştü. Bu görüşmelerde evliliklerini veya birlikteliklerini sürdürenlerle boşanan ya da ayrılan çiftleri bu sonuçlara götüren faktörler araştırıldı.

 "What’s Love Got to Do With It" (Bunun Aşkla Ne Alakası Var) başlıklı araştırma, karısından 9 ya da daha fazla yaş büyük olan ve 25 yaşını bitirmeden evlenen erkeklerin eşlerinden boşanma olasılığının diğerlerine oranla iki kat fazla olduğunu ortaya koydu.

Araştırma, çocukların da bir evlilik ya da ilişkinin uzunluğunu etkileyen faktörler arasında yer aldığını gösterdi. Araştırma, evlenmeden önce, daha önceki ilişkisinden ya da birlikte olduğu kişiden çocuk sahibi olan çiftlerin beşte birinin ayrıldığını gösterirken, bu oranın, evlenmeden önce çocuk sahibi olmayan çiftlerde ise yüzde 9 olduğu görüldü.

Kocalarından daha fazla çocuk sahibi olmak isteyen kadınların boşanma olasılığının da daha fazla olduğunu ortaya koyan araştırmada, çiftin ailelerinin de ilişki üzerinde rolü olduğu belirtildi.

Anne babası ayrılan ya da boşanan kadın ve erkeklerin yaklaşık yüzde 16’sının kendilerinin de boşandığı, bu oranın anne babası ayrılmayanlarda yüzde 10’da kaldığı görüldü.

Araştırma ayrıca, ikinci ya da üçüncü evliliğini yapan çiftlerin ayrılma olasılığının, ilk evliliğini yapanlardan yüzde 90 fazla olduğunu gösterdi.
Evliliğin sürmesinde hiç şüphesiz paranın da rol oynadığı, yoksul ya da kocaları işsiz olan kişilerin yüzde 16’sının ayrıldıklarını söylediği, bu oranın, maddi durumu iyi olan çiftlerde yüzde 9 olduğu bildirildi.

Eşlerden birinin sigara içip diğerinin içmemesi durumunda da ilişkinin başarısızlığa uğraması olasılığının daha fazla olduğu gözlendi.
Çiftin ayrılma olasılığını az etkileyen faktörler arasında, çocuk sayısı ve çocukların yaşları, kadının iş statüsü ve çiftin çalıştığı yıl sayısının yer aldığı belirtildi.
Milliyet

22/7/2009

Patlıcan sigaranın yerini tutmaz


Sigara 
yasağının başladığı şu günlerde patlıcanın sigaranın yerini tutup tutamayacağı tartışılıyor.

SİGARAYI bırakmak isteyenlerin, nikotin ihtiyacını patlıcandan karşılayabileceği söylentilerinin doğru olmadığını söyleyen Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Op.Dr. İsmail Tamer, “9 kilo patlıcanda, bir çöp sigaradaki nikotin var. Dolayısıyla nikotin ihtiyacını patlıcandan karşılamak mümkün değil. Sigarayı önce ‘Beyinde bırakmak’ gerekir” dedi.

Sigara yasağıyla birlikte internet sitelerinde dolaşan ve ‘Nikotin ihtiyacının patlıcandan karşılanabileceği’ iddiasının doğru olmadığı bildirildi. Dr. İsmail Tamer, patlıcanın insan sağlığı için son derece yararlı olduğunu, ancak nikotin ihtiyacını karşılamasının mümkün olmadığını söyledi. Tamer, “9 kilo patlıcanda bir çöp sigaradaki nikotin var. Yani nikotin ihtiyacının sigaradan karşılanması kesinlikle mümkün değil. Patlıcan, böbrekleri kuvvetlendirir. Ağrılarını giderir. Sigarayı bırakmak isteyenler patlıcanın sapını çiğnesin, ya da patlıcan yesin, nikotin ihtiyacını karşılayarak sigaradan kurtulsun gibi söylemleri kesinlikle yanlıştır” diye konuştu.


SİGARA BIRAKMA MERKEZLERİNE BAŞVURULAR ARTTI

Sigara yasağının başlamasıyla birlikte bırakmak isteyen tiryakilerin sayısının arttığını da belirten Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Op. Dr. İsmail Tamer, şunları söyledi: “Sigarayı bırakmaya karar verenler konuyu önce beyinlerinde çözmeli. Beyin ‘Bırakacağım’ dedikten sonra sigara bıraktırma yöntemlerinden biri uygulanır. Hastanemizdeki sigarayı bırakma polikliniklerimizde psikiyatr ve psikologlarımız terapi yöntemleriyle sigarayı bıraktırıyor. Yasakla birlikte polikliniğimize başvurularda önemli artış yaşandı.”

Milliyet

22/7/2009

Az kalori al, daha genç görün


Geçtiğimiz hafta az
kalori alanların daha uzun yaşadığına dair sonuç veren bir araştırma sıkça konuşuldu. Maymunlar üzerinde yapılan bu çalışmada az kalori alanların daha uzun yaşadığı ve daha iyi göründükleri bildirildi. Birçok sağlık bilimcisi araştırmalarını daha uzun yaşamın sırları üzerine yapıyor. İnsanoğlu ölmek istemiyor, uzun ve sağlıklı yaşamak istiyor. Artık insanların yaşlarını tahmin etmek çok zor hale geldi, ameliyatsız tedavi yöntemleri, teknolojinin her alanda olduğu gibi kozmetikte de çok ilerleme kaydetmesi, bireylerin yeme ve yaşam biçimlerini değiştirmesi birbirine benzeyen ve yaşının tahmin edilmesi güç bir nesle doğru ilerleyişe doğru gidiyor. Artık kadınlar anne olmak için 50 yaşı zorlarken 70 yaşında baba olan erkekler var.

Yaşlılıkta kaliteli yaşam 

Durum böyle olunca demograflar da yaş aralıkları oluşturup yeni sınıflamalar yapıyorlar. Bu düzenlemeye göre 75 yaş ve altında olanları “genç yaşlılar”, 75 yaş üstü olanları ise “çok yaşlı” olarak adlandırılıyorlar. Bizim ailenin soy ağacında maalesef “genç yaşlı” da yok “çok yaşlı” da. Ama ben bir beslenmeci olarak bu kalıtsal kaderimizi artık değiştireceğime inanıyorum. Araştırmacılar 75 yaş ve üzeri bireyler için özel beslenme biçimi uygulanması konusunda bakın neler söylüyorlar:
Araştırmalar çok yaşlı bireylerin kaliteli bir yaşam sürmeleri için özel besinsel ihtiyaçları olduğunu göstermektedir. Beslenme ve hayat tarzında yapılacak basit değişiklikler, sağlık için önemli adımları oluşturur. 
Çeşitli olacak şekilde beslenme ve günde beş besin grubundan dengeli tüketim, vücut için gerekli besin öğelerinin alımını sağlar.
Kalıtımsal özelliklerin haricinde beslenme, beklenen yaşam süresini etkileyen önemli etkenlerden biridir. Bireyin besin gereksinimleri, fizyolojik ve metabolik durumundaki değişikliklere göre değişim gösterir.
Yaşı her ne olursa olsun, bireylerin kötü alışkanlıklarını terk etmesi için geç değildir. Örneğin, sigarayı bırakmak veya yüksek yağlı ve tuzlu, vitamin ve mineral içerikleri az yiyecekleri hayatından çıkarması gibi.
Güne iyi başlamanın en önemli yolu kahvaltı yapmaktır. Kahvaltıda taze
meyve, kahvaltılık gevrek, kalsiyum takviyeli az yağlı süt, tüketim kolaylığını da göz önüne alırsak iyi bir seçenektir.
Ara öğünlerle desteklenen dengeli ve yeterli ana öğünler, çok yaşlı bireylerde günlük alınması gereken kalsiyum, A ve C vitamini, beta karoten ve protein karşılar. Sağlık problemleri ve
diyabet gibi kronik hastalık risklerini azaltmaya yardımcı olur.
Fazla yemek yiyen ve inaktif olan yaşlı bireyler,
obezite, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, diyabet ve kanser tehlikesi altındadır. Kalıtımsal olarak kronik hastalığa yakalanma riski olanlara yapılan beslenme eğitimi ve düzenli sağlık bakımının kaliteli yaşam süresini uzattığı belirtilmiştir.

Beslenme - sağlık - yaşlanma etmenleri birbiriyle sürekli etkileşim içindedir.
Ilımlı miktarda
kırmızı et tüketimiyle yüksek yağlı besinlerden uzak durarak, balık, kuru baklagil, tavuk ve hindi gibi proteinden zengin besinler tercih edilmelidir. Diyette kabızlığı önlemek için yeterli posa bulunmalıdır.  Sıvı miktarı ayarlanıp, tuz miktarı azaltılarak, böbreklerin yükü hafifletilmelidir. Sindirimi güç olan kızartmalardan uzak durup, çiğneme güçlüğü çekenler için yemeklerin sulu ve yumuşak olacak şekilde hazırlanması uygun olacaktır.
Yaşa ve yapabilme kabiliyetine göre egzersiz planlanmalıdır. Bu plan, açık havada günlük yürüyüş olabilir, böylece D vitamininin kaynağı olan güneş ışığından da faydalanılır. Çok yoğun egzersiz programlarında
sakatlanma riski olabileceği için bir eğitimci eşliğinde egzersizler yapılmalıdır.

Acil durumlarda tartıda zafer kazanmak için
Tüm malzemeleri karıştırıp yanında  1 kepekli  grisini ile öğün olarak tüketilebilir. Bu tarif hem düşük kalorili hem de yaz ayları için serinleticidir. Fazla yediğiniz veya
alkolü kaçırdığınız günlerin ertesinde öğle ve akşam öğünlerinde yemek yerine tüketebilirsiniz.
Güne normal bir kahvaltı ile başlayıp ara öğünlerde 1 - 2 meyve tercih etmeniz yeterli olacaktır. Soğuk çorba yanına az yağlı sebze de ekleyebilirsiniz.

YAZ ÇORBASI
200 gram az yağlı yoğurt
1 yemek kaşığı haşlanmış
bulgur veya buğday
1 yemek kaşığı haşlanmış nohut
1 yemek kaşığı haşlanmış
mısır
2 tam ceviz (iri dövülmüş)
2 salatalık
2 bardak su
Milliyet-Dilara Koçak

22/7/2009

Hızlı Güzellik Önerileri


Sabahları ayna karşısında geçirdiğimiz vakit ortalama 45 dakika. Aslında harcadığımız zamanın yarısı kadar ya da daha az bir sürede hazırlanmamız mümkün. Nasıl mı? Saçlarınız, cildiniz ve makyajınız için hazırladığımız küçük ve pratik bakım önerileriyle zamanınız size kalacak.

Temiz bir cilt
2 Dakika: Yüzünüzü cilt tipinize uygun bir temizleyici yardımıyla ve bol su ile yıkayın. 30 Saniye: Cildinizi temizlemek ve pul pul dökülmeleri önlemek için yüz temizleme mendillerini kullanabilirsiniz.

Pürüzsüz görünüm
2 Dakika: Cildinizdeki kırmızı lekeleri ve kusurlu bölgeleri kapatmak için cilt renginizden bir ton açık kapatıcıyı yüzünüze iyice yedirerek sürün. Cildinizin parlamasını önlemek için de üzerine mat pudra sürün.
30 Saniye: Cildinizdeki aknelerle savaşmak ve kamufle etmek için problemli ciltleri yatıştırıcı nitelikteki temizlik ve bakım ürünlerini kullanın. Cilt parlamalarından kurtulmak için, nemli bir pamuğa tonik uygulayarak yüzünüzü silin.

Tüm cilde eşit ton
2 Dakika:  Cildinizdeki koyu lekelerin görünümünü hafifletmek için aydınlatıcı bir krem kullanın. Parmak uçlarınızla masaj yaparak cildinize yedirin. Renkli nemlendiriciler veya fondöten ile kusurlu bölgelerin üzerinden bir kez daha geçin.
30 Saniye: içeriğinde koruma faktörü olan renkli nemlendirici veya fondöteni yüzünüze sürün. Uygulamayı pürüzsüz ve ince bir parlaklıkla tamamlamak için nemli sünger yardımı ile yapın.

Doğru makyaj
2 Dakika: Cildinizi fondöten veya pudra ile hafif renklendirdikten sonra elmacık kemiklerinize, şakaklarınıza ve burun kemiğinize enine doğru allık sürün.
30 Saniye: Bu işlemin daha hızlı olması için, ışık yansıması uygulayın. Pırıltılı bir allığı burnunuzdan elmacık kemiklerinize doğru fırçayla sürün. Göz kapağınızın üzerine de ekstra parlaklık için hafifçe uygulayın.

Çekici gözler
2 Dakika: Gözlerinizi ön planda tutmak için kaşlarınızı gözünüzün şekline göre alın. Kaş fırçası yardımıyla kaşlarınızı yukarıya ve dışarıya doğru fırçalayın. Belirginleştirmek için de kaşlarınızın hemen altına kapatıcı sürün.
30 Saniye: Kaşlarınızı belirginleştirmek için kaşın dibinden ucuna doğru kalem sürüp düzgünce dağıtın. Kaş renginize uygun bir far yardımıyla da bunu yapabilirsiniz.

Belirgin gözkapakları
2 Dakika: Gözlerinize koyu gölge yapmak için ucu açılı fırçalar kullanın, Göz kapağınızın üstündeki çizgiden başlayarak aşağıya kadar inin. Gölgeyi yapmaya göz kapağınızın iç kısmından başlayın. Birbirine yakın renkleri tercih edin. Yoğun bir maskara kullanarak göz makyajınızı bitirin.
30 Saniye: Kirpiklerinizin üstüne göz kalemi ya da far sürerek hafifçe belirginleştirin. Seçtiğiniz rengin doğal ve çok koyu olmamasına dikkat edin. Son olarak kirpiklerinizi dolgun gösterecek bir maskara uygulayın.

Güzel dudaklar ve yanaklar
2 Dakika: Avucunuza alacağınız az miktarda nemlendirici kremi yanaklarınıza ve dudağınıza iyice yedirin. Renkli bir nemlendirici de tercih edebilirsiniz. Ardından cilt renginize uygun bir parlatıcı sürün. Seçtiğiniz renk tonlarının birbiriyle uyumlu olmasına dikkat edin. Şeftali - kayısı ikilisi gibi...
30 Saniye: Hem nemlendirici özelliği hem de renkli olan ikisi bir arada rujları ve kullanımı çok doğal ve çok koyu olmamasına dikkat edin. Son olarak kirpiklerinizi dolgun gösterecek bir maskara uygulayın.

Işıl ışıl saclar
2 Dakika: Kuru ve elektrikli saçlarınız için bir parmak kadar düzleştirici bakım kremini saçlarınıza uygulayın. 1 dakika kadar saç kurutma makinesine tutun. Bu işlem saçlarınızın canlı ve sağlıklı görünmesini sağlar.
30 Saniye: Sönük ve parlaklığını yitirmiş saçlarınızı, ışıltılı saç bakım spreyleriyle yeniden canlandırabilirsiniz. Çok kısa bir sürede etkili bir sonuçla karşılaşacaksınız.

Hatasız oje sürmek,
2 Dakika: Ojenizin elinizde ve ayağınızda pürüzsüz ' durması için, tırnak yüzeyinizi pürüzsüzleştirecek. Uygun bir törpü ile törpüleyin. Açık ve doğal renkte bir oje uygulayın. Tırnaklarınızın çatlamasını ve renk değişimini önlemek içinse, üstüne bir kat renksiz oje sürün.
30 Saniye: Tırnaklarınızı pürüzsüz göstermek ve hataları kamufle etmek için açık pembe veya bej rengi gibi doğal renkte bir oje sürün...

Havalı saçlar
2 dakika: Dağınık topuz için, saçlarınızı tepeden at kuyruğu şeklinde toplayın. Sarkan kısmı tokanın çevresinde dolayın ve tel tokalar yardımı ile tutturun. Saçınızı ne kadar yukarıdan toplarsanız o kadar havalı görünürsünüz.
30 Saniye: Saçlarınızı biraz ıslatıp köpük ya da jöle sürün. Ellerinizle karıştırarak veya vigo yardımıyla şekillendirin. Doğal ve şık bir görünüm için çok pratik bir yöntem.

Düzgün bacaklar
2 Dakika: Bacaklarınızda oluşan pul pul dökülmeleri önlemek için ilk önce kese yapın. Böylece ölü derileri temizlemiş olursunuz. Sonrasında su bazlı bir nemlendirici kullanın.
30 Saniye: Banyodan çıkarken bacaklarınıza soğuk su tutun. Bu işlem kan dolaşımınızı hızlandırıp diri bir görünüme sokar. Çıktıktan sonra avakado, susam ya da badem yağıyla masaj yapın.

Kusursuz ayaklar
2 Dakika: Banyodayken ayak tabanınızda oluşmuş sert bölgeleri ayak taşıyla ovalayın. Sonrasında ayaklarınıza yoğun bir nemlendirici ayak kremiyle masaj yapın. 30 Saniye: Ayaklarınızı yumuşatmak ve ferahlatmak için nane özlü nemlendiricileri tercih edin. Bunun yanında yoğun nemlendirici özelliği olan vazelin ve buğday yağıda kullanabilirsiniz.

Formsante

22/7/2009

Kanser vejeteryenlerdan uzak duruyor


İngiltere’de 12 yılda tamamlanan araştırma, vejetaryen beslenme düzenini benimseyenlerin, et tüketenlere oranla daha nadir kansere yakalandıklarını ortaya koydu.

Oxford Üniversitesinden Dr. Naomi Allen başkanlığında, İngiliz ve Yeni Zelandalı ekip tarafından 12 yılda tamamlanan araştırma, yarısı vejetaryen 60 bin kişinin sağlık gelişimleri izlenerek yürütüldü ve sonuçları İngiliz Kanser Dergisi’nin son sayısında ve internet sitesinde yayımlandı.

Araştırmaya ilişkin açıklamasında "Bu çalışma, vejetaryenlerin et tüketenlere oranla daha düşük oranda kansere yakalandıklarına ilişkin güçlü kanıtlar sunmuştur" ifadelerine yer veren Dr. Naomi Allen, yine de insanların beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeden önce bu konuda yeni araştırmalar yapılması gerektiğini kaydetti.

Araştırmaya 32 bin 403’ü et tüketen, 8 bin 652’si sadece balık tüketen ve 32 bin 403’ü hiç et tüketmeyen toplam 61 bin 566 kişinin katıldığı bilgisini veren Allen, farklı beslenme alışkanlıklarına sahip grupların üyelerini belirlerken, sigara-alkol tüketimi, kilo durumları, egzersiz ve yaşam alışkanlıkları gibi kansere neden olabilecek diğer unsurları da göz önünde bulundurduklarını belirtti.

Araştırmadan alınan istatistiklere göre, vejetaryenler, et tüketenlere oranla yüzde 12 oranında daha seyrek kansere yakalanıyor. Genel nüfusa oranlandığında, her yüz kişiden 33’ü hayatının bir döneminde kansere yakalanırken, et tüketmeyenlerde bu oran yüz kişide 29’a düşüyor.

Araştırmayı kaleme alan Oxford Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof.

Dr. Tim Kelly, BBC’ye yaptığı açıklamada, araştırmanın önemli olduğunu, ancak bulguların "dengeli beslenen birinin, beslenme alışkanlığını tamamen değiştirmesine neden olacak kadar" güçlü olmadığı görüşünü bildirdi.

Lösemi, mide ve bağırsak kanserlerinde vejetaryenlerin yüzde 45’e oranla daha avantajlı olduklarını ifade eden Prof. Dr. Kelly, lenf kanserinde bu oranın yüzde 50’ye yükseldiğini belirtti.

Kelly, ette bulunan virüslerin insan hücrelerinde mutasyona neden olabileceği gibi, fazla sebze tüketmenin koruyucu etkisinin de vejetaryenlere avantaj sağlıyor olabileceğini kaydetti.

Öte yandan, serviks (rahim ağzı) kanseri söz konusu olduğunda, et tüketmeyenler, tüketenlere oranla iki kat daha daha fazla risk altında bulunuyor.

Dünya Kanser Araştırmaları Fonu Bilim ve Araştırma Programları Yöneticisi Dr. Panagiota Mitrou, özellikle kan kanseri türlerindeki düşük oranları "ilginç" bulduğunu, bu konu üzerinde detaylı çalışmalara olanak tanınması gerektiğini belirtti.

5/7/2009

Çok kısa zamanda zayıflayabiliriz


Dar zamanların egzersiz sistemi Fitvibe ile tatile gitmeden önce bir haftada 4 cm incelmek mümkün. Üstelik titreşimli bu cihaz üzerinde sadece 20 dakika kalarak selülitlerinizle vedalaşabilirsiniz...

Vibrasyon Egzersizleri

Dar zamanların egzersiz sistemi Fitvibe ile tatile gitmeden önce bir haftada 4 cm incelmek mümkün. Üstelik titreşimli bu cihaz üzerinde sadece 20 dakika kalarak selülitlerinizle vedalaşabilirsiniz...

Neyse ki spora uzun vakit ayıramayanları düşünenler de var. 20 dakikalık cihazlı bir egzersiz programını size tanıtmak için Nişantaşı Pilates Point Studio'dayız. Alman kökenli bu fitness cihazının adı Fitvibe. Titreşim bazlı bir egzersiz sistemi olduğu için normal bir fitness programına göre çok daha kısa sürede daha çok kalori atmayı sağlıyor ve yağ yakımın hızlandırıyor. Fitvibe ile bildiğimiz fitness egzersizlerini, metabolizmanıza göre eğitmenin belirlediği düşük veya yüksek hızda vibrasyonlar eşliğinde uyguluyorsunuz. Önce düşük hızda titreşimlerle başlanıyor, daha sonra siz direnç kazandıkça vibrasyon arttırılıyor. Hareket sürekli olduğu için kaslar da güçleniyor. Vibrasyon sayesinde kas liflerine 2,5 kat daha fazla etki yapıyor. Fitvibe eğitmenlerinin belirttiğine göre, bu cihaz ile yapılan 1 dakikalık egzersiz, kişinin yaklaşık 100 kere oturup kalkmakla elde edeceği etkiye eşdeğer. Aslında Fitvibe, NASA 'nın (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay idaresi) astronotlar için tasarladığı bir çalışma sisteminden esinlenilerek geliştirilmiş. Astronotların vücutlarının daha dirençli ve bağışıklık sistemlerinin daha güçlü hale gelebilmesi için tasarlanmış olan mekanizma, daha sonra spordan kısa sürede verim almak isteyenler için spor salonları ve evlerde kullanabilir hale getirilmiş. Pilates Point Studio Spor Eğitmeni Mert Ökten, bir hoca eşliğinde yapılan Fitvibe egzersizlerinin evde kendi kendine yapılanlara göre daha verimli ve olacağına dikkat çekiyor.

Nasıl uygulanıyor?
Fitvibe ile egzersiz yapmaya başlamadan önce kişinin yağ ve beden ölçümleri yapılıyor. Haftada iki veya üç gün sadece 20 dakika boyunca eğitmenin belirlediği fitness egzersizlerini titreşim veren cihazın üzerinde uyguluyorsunuz. Aslında cihazın üzerinde sadece durarak da sıvaşabilirsiniz. Buna statik çalışma deniyor. Ancak hareket etmek elbette daha etkili. Bu cihaz, vibrasyon egzersizleri ile
beslenme düzenine dikkat ederek ayda ortalama 1 beden incelme vaat ediyor. Herhangi bir sağlık sorunu bulunan kişiler doktor izni İle bu cihazdan faydalanabiliyorlar. Bunun dışında kalp pili kullananlar ile yüksek tansiyon hastaları Fitvibe'dan yararlanamıyorlar. Cihazın kan dolaşımını düzenlemek ve kemik yoğunluğunu korumaya da katkısı olduğu söyleniyor.

Kimler uygulayabilir?
Herhangi bir yaş sınırı yok. Ancak sağlık sorunu bulunan kişiler doktor izni ile bu cihazdan faydalanabiliyorlar. Kalp pili kullananlar ile yüksek tansiyon hastaları için önerilmiyor.

Faydaları neler?
• Zayıflama
• Kas geliştirme ve sıkılaşma
• Kan dolaşımını düzenleme
• Kemik yoğunluğunu koruma ve arttırma
• Selülit ve sarkmaların azalması
• Stresten kurtulma
• Yaşlanmayı geciktirme
• Sporcularda performansı arttırma ve
rehabilitasyon

TEMEL EGZERSİZLER
1. Kol egzersizi
Hareket: Cihaz üzerinde ayakta durun ve kollarınızı iki yana gergin şekilde açın Hedef: Kol, karın, sırt, kasları çalışıyor. Süre: 40 sn
2. Bacak egzersizi
Hareket: Cihazın üzerinde ayakta durun, topuklar havada kalacak şekilde parmak uçlarına kalkın.
Hedef: İç bacak, üst bacak, kalça Süre: 40 sn
3. Kürek egzersizi
Hareket: Cihaza yan oturun. Bacaklarınızı uzatıp sol bacağınızı 90 derece bükün. Hedef: Bacak kasları ve kalça Süre: 40 sn
4. Mekik egzersizi
Hareket: Cihaz üzerinde oturun. Vücudunuza 45 derecelik bir eğim kazandırıp, öne doğru nefes vererek eğilin ve nefes vererek geriye gelin. Hedef: Karın kasları Süre: 40 sn
5. Karın egzersizi
Hareket: Cihaz üzerine oturun ve ayaklarınızı paralel olarak havaya kaldırın ve dizlerinizi bükün. Eller öne doğru gergin şekilde uzatılmış şekilde nefes alın ve vücudumuzu ileriye hareket ettirip başlangıç pozisyonuna dönün. Hedef: Üst ve alt karın bölgesi Süre: 40 sn
6. Çapraz bel egzersizi
Hareket: Cihaz üzerine yan olarak uzanın. Sol bacağınızı uzatın, sağ bacak sol diz üzerinde bükülü halde durun. Başlangıç pozisyonuna dönüp diğer bacakla hareketi tekrar edin.
Hedef: Bel bölgesi, yan karın kasları Süre: 30sn
7. Daire çizme
Hareket: Cihaza uzanın. Dirseklerinizden kuvvet alarak bacaklarınızı paralel olarak uzatıp gergin pozisyonda sağdan sola ve soldan sağa daireler çizin. Hedef: Üst karın, alt karın, sırt ve bacak kasları Süre: 40 sn
Milliyet

5/7/2009

Sigara içmek Rus ruletinden tehlikeli

Türkiye'de bir yılda gerçekleşen 240 bin ölümden 100 bini sigaradan kaynaklanıyor.

İzmir İl Tütün Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Oğuz Kılınç, Türkiye'de bir yılda gerçekleşen 240 bin ölümden 100 bininin sigaradan kaynaklandığını belirterek, bu oranlara bakıldığında, sigara içmenin 6 kurşun alan bir silahla oynanan Rus ruletinden daha tehlikeli olduğunu söyledi.

İl Tütün Kontrol Kurulu, 4207 sayılı yasada yapılan değişikliğin ardından kamu kurum ve kuruluşlarında kapalı alanlara getirilen sigara içme yasağının 19 Temmuz 2009 tarihinde kafe, bar ve restoranları da kapsayacak şekilde genişletilecek olması nedeniyle İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde bilgilendirme toplantısı düzenlendi. İl Tütün Kontrol Kurulu Başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Kılınç, sigarının tıbbi olarak eroin ve kokainden farklı olmadığını belirterek, “Nikotin eroin ve kokaine göre 8 kat daha fazla bağımlılık yapıyor. Önümüzdeki 20 yıl içinde nikotin de eroin ve kokain gibi algılanmaya başlanarak, yasaklanacak” dedi.

Doç. Dr. Kılınç, Türkiye'de yılda 240 bin kişinin hayatını kaybettiğini bunlardan 100 bininin sigaraya bağlı ölümler oluşturduğunu söyledi. Önümüzdeki 20 yılda önlem alınmaması durumunda Türkiye'de yılda 250 bin kişinin sigaradan hayatını kaybedeceğini vurgulayan Doç. Dr. Kılınç, “Bu oranlara bakıldığında sigari içmek Rus ruletinden daha tehlikeli. Altı mermi alan silahla oynanan Rus ruletinde altıda bir oranında ölüm var. Sigari içenlerde bu oran üçte bir'den düşük. Türkiye'deki nüfusun yüzde 33.8'i yani 20 milyon sigara içici var. Sigara tüketiminin sağlık giderleri de dahil olmak üzere ülkemize yıllık maliyeti 50 milyar dolardır. Bir süre önce hayatını kaybeden rahmetli İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanlarından Ahmet Piriştina'nın bile katili sigaradır. Pek çok değerli kişi ülkeye daha çok yılar hizmet edebilecekken, sigara nedeniyle hayatını kaybetti” dedi.

Doç. Dr. Kılınç, sigaraya başlama yaşının ülkemizde 12'ye a kadar indiğini söyledi. 2008 yılı verilerine göre 13-15 yaş arasında sigara kullanma oranı yüzde 10 ila 30 arasında değiştiğini belirten Kılınç, son 20 yılda Türkiye'de sigara içme oranı yüzde 80 artarken ABD'de yüzde 30 düşüş yaşandığını dile getirdi. Kılınç, “Gelişmiş ülkelerde ödedikleri ağır tazminatlar nedeniyle tütün endüstrisi gözünü gelişmekte olan ülkelere dikmiş durumda. Türkiye'de bir psikolog arkadaşımıza 5 yaşındaki çocukların aklına sigarayı nasıl sokarız konusunda bir araştırma yapmaları için 3 milyon dolar teklif edildiğini biliyoruz” dedi. Türkiye'de tütün endüstrisinin tamamen yabancıların elinde olduğunu kaydeden Kılınç, şirketlerin verdiği verginin de devede kulak kaldığını söyledi. Tütün endüstrisinin ayakta kalabilmesi için 18 yaş altı gençlere sigara satmak zorunda olduğunu ifade eden Kılınç, Türkiye'de bunu başardıklarını belirtti.

Sigara yasağının uygulanıp uygulanmadığını denetlemek amacıyla çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kişilerden oluşan 300 kişilik bir sivil denetim ekibinin oluşturulduğunu hatırlatan Kılınç bu ekibin yaptığı tespitlere göre kamu kurum ve kuruluşlarında yasak olmasına rağmen halen daha yüzde 36 oranında sigara içiminin devam ettiğini söyledi. Kılınç, İzmir Büyükşehir Belediyesi koridorlarında ve yöneticilerin özel kalem odalarında sigara dumanı ve kokusu tespit ettiklerin belirterek, yasayı uygulamaya önce yöneticilerin başlaması gerektiğine dikkat çekti.

Pasif içicilerde tehlikede
İl Sağlık Müdürlüğü Ruh Sağlığı Şube Müdürü Dr. Gülgün Çakmur ise havadaki solunan sigara dumanının içicinin aldığı nikotinden daha fazla nikotin içerdiğini söyledi. Sigara'nın içinde insan sağlığına zararlı 4 bin madde bulunduğunu belirten Çakmur, “Dünyada çocukların yüzde 40'ı pasif içici konumunda. Türkiye'de ise bu oran yüzde 67 ile 81 arasında değişmektedir. Çocukluğunda pasif içici olanların yüzde 74.6'sı büyüdüğünde de sigara içiyor. Yüzde 65.9 oranında kendi çocuklarının yanında sigara içmekten çekinmiyor.
Sağlık Bakanlığı tarafından 2003 yılında yapılan araştırmaya göre 13-15 yaş arası çocukların yüzde 29.3'ünün sigarayı denediği ortaya çıktı. Yüzde 9.1'inin ise sigara kullandığı belirlendi. Yüzde 89'u ise evde pasif içici konumunda, yüzde 91.1'i ise halka açık yerlerde pasif içici olduğunu belirtmiş. Tüm dünyada, pervasızca, içtiği sigaranın dumanı ile kimi zehirlediğine bakmayan kişileri tanımlamak için “Türk gibi sigara içmek” deyimi kullanıyor. Ülkemizde her yıl 100 bin kişi sigaradan ölüyor. Bunun 17 bini pasif içiciler”dedi.

Başkan Kocaoğlu: Denetim gevşememeli
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı
CHP'li Aziz Kocaoğlu da Türkiye'de konulan yasakların ilk başlarda sıkı uygulandığına ama sonrasında gevşediğine dikkat çekti. Kocaoğlu, “Konuyu takip edecek tüm çevreler, ilgililer titizlikle davranmalı. Sürdürülebilirlik kavramının özünü idrak ederek çaba göstermek gerekiyor. Birlikte irade göstererek pek çok konunun üstesinden geldiğimiz gibi kapalı mekanlarda sigara içmeyi de engelleyebiliriz. Bu gücümüz var” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Eşrefpaşa Hastanesi'nde sigarayı bırakma polikliniği olduğuna da dikkat çeken Başkan Kocaoğlu, gıda sağlığının da önemine vurgu yaparak “En kısa zamanda bir gıda laboratuvarı kurma kararı aldık. Hazırlıklarını sürdürüyoruz” dedi.
Milliyet

30/6/2009

Evde radyasyondan korunmanın yolları

                  Elektronik cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyona bazı teknikler kullanarak en az seviyede maruz kalmanın mümkün olabileceği belirtildi.
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Çerezci,AA muhabirine yaptığı açıklamada, gündelik yaşamın vazgeçilmez parçası haline gelen elektronik cihazların, yaydıkları
elektromanyetik radyasyon nedeniyle insan sağlığı bakımından risk oluşturduğunu söyledi.
Çerezci, elektronik cihazların yaydığı elektromanyetik radyasyona bazı teknikler kullanılarak en az seviyede maruz kalmanın mümkün olduğunu ifade etti.
                  Cep telefonlarının insan hayatının ayrılmaz parçası haline geldiğini belirten Çerezci, mümkün olduğunca sabit telefonların kullanılması gerektiğini belirterek, şöyle konuştu: "Cep telefonlarını mümkün olduğunca az ve tekniğine uygun kullanmamız gerekiyor. Araçta mümkün olduğunca cep telefonuyla görüşmememiz gerekiyor. Görüşme sırasında araçta elektromanyetik dalgalar dolaşıyor. Kafesin içine
girdiği için cep telefonu yüksek güçte çalışıyor. Elektromanyetik dalga çıkış şansını zorluyor, açık havadaki gibi değil. Bu da araç içindeki elektromanyetik dalganın dolaşmasına ve bulunmasına ortam hazırlıyor.
                 "Cep telefonlarının antenleri arka kısmında olduğu için taşırken ekranı vücudumuza, anteni dışa bakacak şekilde taşımak çok önemli. İlk ç
ağrı alındığı an elektromanyetik radyasyonun an yüksek seviyede olduğu durumdur.''
                 "
Enerji tasarrufunu kabul ediyoruz ama ampullerin bazı kullanım şartları olmalı. Öğrencilerin çalışma masalarında tasarruflu ampul kullanmamak lazım. Neden? Çünkü tasarruflu ampullere yakın duruyorsanız çok şiddetli bir radyasyonla baş başa kalırsınız. Bunun için baz istasyonunun yanına gitmeye gerek yok. Baz istasyonunu evinizin içine getirmiş oluyorsunuz. Tasarruflu ampuller yüksek tavanlı odalarda kullanılıyorsa sorun yok, başımız ampulden 1,5 metre uzaktaysa sorun yok ama tabii ki yine de elektromanyetik dalga yayıyor."
               "Mikrodalga fırını mutfakların görselliğini tamamlaması açısından herkesin çok rahat görebileceği yere koyuyorlar. Mikrodalga fırın çalıştığı zaman çocuğun baş hizasında olmamalı. 1,40 metrenin mutlaka üstünde olmalı, insanların en az geçtiği yere konulmalı. Mikrodalga fırının bulunduğu duvarın arkasındaki odada çocuk beşiğinin bulunmamalı. Arka tarafına da sızıntı oluyor. Ön tarafına çok ciddi oranda mikrodalga yayıyor. Çalışırken hiçbir zaman yanında durmayacaksınız. En az bir metre uzağında olacaksınız.
Milliyet




More Cool Stuff At POQbum.com

Bağlantılarım

 

 


Myspace Stuff

Calendar Provided By : SeekCodes.com

Blogcu ile yapıldı