« Önceki | Sonraki »

Yönetmenliğini Uğur Yücel'in yaptığı 'Ejder Kapanı' adlı filmin çekimleri İstanbul'da sürüyor. Kenan İmirzalıoğlu'nun başrol oynadığı filmde Nejat İşler ve sevgilisi Berrak Tüzünataç da rol alıyor. Filmde Başkomiser Kenan İmirzalıoğlu'nun çaylak polis sevgilisini oynayan Berrak Tüzünataç, oldukça zorlandı. Rol gereği İmirzalıoğlu'yla sevişme sahnesi olan Berrak, ağlama krizine girdi. 
TELEFONLA NEJAT'I ARADI
Sete alkollü bir şekilde giden Berrak'ın, sevişme sahneleri çekildikten sonra Ankara'da başka bir filmin çekimlerinde bulunan sevgilisi Nejat İşler'i telefonla aradığı söyleniyor. Bir ara setten çıkıp, hüngür hüngür ağlayarak bu sahnelerden pişmanlık duyduğunu haykıran Berrak'ı teselli etmek ise sevgilisi Nejat İşler'e düşmüş.
gecce
![]()
Magazin medyası ile kavgalı olduğu bilinen Okan Bayülgen'e yönelik çeşitli iddialardan oluşan haberler, Fox TV ekranlarındaki bazı programlarda yayınlanmıştı. Köşe yazarlarının da tepkisi çeken Fox TV'nin bu yayınlarından birisi de 'Okan Bayülgen'in herkesten gizlediği biyolojik babası olduğu bir oğlu' bulunduğu yönündeki bir iddiaydı.
Kanal D'de ekrana gelen Disko Kralı programında bu konuyu Medya Canavarı isimli bölüme taşımaktan son anda vazgeçen Bayülgen, konuyu mahkemeye taşıyacağını belirtti ve basın davalarında yayıncı kuruluşları ciddi şekilde cezalandıracak kararlar çıkmamasından yakındı.
Bayülgen, özetle programda şu ifadeleri kullandı:
KISKANÇLIK VE ÇEKEMEMEZLİK
"Hafta boyunca benimle ilgili berbat bir kampanya başlamış olan Fox TV ile oradaki bir adamla ilgili. Şimdi onun ismini de söylemek istemiyorum, çünkü söylersem küfür etmeye başlayacağım. Bildiğiniz gibi normal vatandaşlar kötü insanlara karşı, yani sadece haysiyetsiz, kıskançlık ve çekememezlikle yapılmış haberlere karşı bir süre sonra eliniz kolunuz bağlanıyor.
ELLERİNDE YENİ BİR MALZEME VAR
Yıllardır benimle ilgili berbat haberler yapıyorlardı. Benim hiçbir şeyim kalmadı. Ne uyuşturucu kullandığım kaldı, ne tecavüzcü olduğum kaldı, ne eşcinsel olduğum kaldı. Bütün bunlara gülüp geçiyordum. Şimdi ellerinde yeni ve çok ilginç bir malzeme var.
Birçok sanatçıyı bu yolla mahvetmeye çalıştılar. Aynı kıskançlık ve çekememezlikle. Bu eş ve çocuk meselesi. Bu hafta sadece 50 dakika bir az sonrayı 'Okan'ın çocuğunun babası kim?' diye gösteren bu Fox TV arkasından benimle çok az alakası olan bir ailenin, yani babasını kaybetmiş bir çocuğun ve Türkçe bilen bir çocuğu, ki Avusturya'ya kadar da ulaştı o haberler... Çocuğun biyolojik babasının ben olduğumu iddia ettiler.
AMERİKA'DA OLSA FOX TV'Yİ BATIRIRSIN
Buraya kadar geldiği zaman diyorsunuz ki kendi kendinize 'Ben, eşim ya da çocuğum biz zırhlarla kaplıyız. Bunlar hiç bize zarar vermez. Fakat bir başka aile telefon açıyor ve diyor ki, 'Böyle birşey nasıl olabilir? Yani ben bunlara dava açacağım' falan... Bu Fox televizyonunda bu işi yapan adama ve adamlara. Ben de diyorum ki, 'Hiç uğraşma, çünkü Türkiye'de bunun bi çaresi yok'... Amerika'da olsa batırırsın Fox TV'yi böyle bir şey için.
YAPTIKLARI YANLARINA KALIYOR
Türkiye'de maalesef basın davalarında bu işin bedeli 5 bin lira falan, hiçbir önemi yok. Hakkınızda ne derlerse desinler. Bi 5 bin alıyorsun, bi 10 bin alıyorsun. Adamlara hiçbir zarar vermiyor. Zaten bunu da yaptıklarıyla kalıyorlar. Dava açılacak...
BUNUN KARŞILIĞI YOK
Biz hani bunların yaptıkları bir takım yayınlarla falan dalga geçtik ya, o komedinin sınırları içinde yaptığımız bir şey. Onun karşılığı o kadar edepten, adaptan uzak, saldırgan ve çirkin bir şekilde veriliyor ki... Bunun karşılığı yok. Bunun karşılığı bir adamı, iki adamı cezalandıracağım diye yani lafla, hareketle cezalandıracağım diye vermeye kalkıyorsun, fakat kendi seyircin önünde rezil olma ihtimalin var.
ZEKİ MÜREN, BARIŞ MANÇO, CEM KARACA BUNLARIN GAZABINA UĞRADI.
Bunu herkese yaptılar. Türkiye'nin yıllarca bağrına bastığı, ki ben onlardan birisi değilim bakın öyle bir şey de kast etmiyorum... Yıllarca bağrına bastığı büyük sanatçıları ne sağlıklarında rahat bıraktılar, ne öldükten sonra rahat bıraktılar. Herkes bu çapsız, zavallı adamların gazabına uğradı. Kimler uğradı? Zeki Müren bunların gazabına uğradı, Barış Manço bunların gazabına uğradı, Cem Karaca bunların gazabına uğradı. Şimdi, Sezen Aksu bunların gazabına uğradı. İbrahim Tatlıses bunların gazabına uğradı.
YARGIYA BAŞVURMAKTAN BAŞKA ÇAREM YOKBütün vatandaşlar gibi örnek bir şekilde sadece yargıya başvurmaktan başka bir çarem yok."
Televizyon Gazetesi
Türk filmlerinin en sevilen çocuk yıldızlarıydı onlar. Pek çok filmde başrol oynadılar, gönüllere taht kurdular. Ve her biri de anlaşmış gibi gençlik yıllarında sinemayı bırakıp ortalardan kayboldular. Kimi evlenip ailesini şöhrete tercih etti kimi iş değiştirdi...
Film yapımcısı Selim Soydan ile ünlü oyuncu Hülya Koçyiğit'in kızı Gülşah Alkoçlar gözünü sinemada açanlardan... Yaşıtları oyun parklarında oynarken o sinemada 'Güllüşah' adıyla başroller kapıyordu. 'İbo ile Güllüşah' onun en meşhur filmiydi.
Genç yaşta işadamı Ender Alkoçlar ile evlenip sinemayı bıraktı. Şimdi iki kızı var...

Borat karakteriyle ünlenen Sacha Baron Cohen, 2009 MTV Sinema Ödülleri Töreni sırasında sahneye, kalçasını açıkta bırakan tüylü bir kostümle tavandan asılarak küçük bir şovla indi.
Bu sırada Cohen, konuklardan Eminem’in kucağına düşünce skandal yaşandı. Salonda aralarında Cameron Diaz’ın da olduğu ünlüler gülme krizine girerken Eminem salonu terk etti. Borat, olayın mizansen olduğunu söyleyerek kendini savundu.
Twilight'ın (Alacakaranlık) en iyi film de dahil beş dalda ödül kazandığı gecede 27 yaşındayken hayata veda eden Heath Ledger Kara Şövalye'deki performansıyla ölümünden onraki ikinci ödülünü aldı. Ledger en iyi yardımcı erek oyuncu dayında da Oscar kazanmıştı.
İşte MTV Sinema Ödülleri'nde en iyiler:
En iyi kötü karakter: Heath Ledger (Kara Şövalye)
En iyi çıkış yapan kadın yıldız: Ashlel Tisdale (High School Musical 3. Senior Year)
En iyi çıkış yapan erkek yıldız: Robert Pattinson (Alacakaranlık)
En iyi erkek oyuncu ödülü: Zac Efron (High School Musical 3: Senior Year)
En iyi öpüşme: Kristen Stewart ve Robert Pattinson
En iyi film şarkısı: Miley Cyrus (The Climb/ Hannah Montana the Movie)
Kuşak Ödülü: Ben Stiller
En iyi kavga: Robert Pattinson ve Cam Gigandet (Alacakaranlık)
En iyi kadın oyuncu: Kristen Stewart (Alacakaranlık)
En iyi komedi: Jim Carrey (Yes Man)
En iyi film: Alacakaranlık
Hürriyet
Yürüme zorluğu çekerek götürüldüğü hastanede felç olasılığı ortaya çıktı. Ailesi Amerika'ya götürmek istedi ancak, Amerikan Hastanesi'nde ameliyat olmasına karar verildi. Arkın, en büyük dileğinin hastaneden at sırtında çıkmak olduğunu söyledi. Ünlü aktör 2 gün sonra hastaneden taburcu edilecek, ancak tedavisine devam edilecek. Cüneyt Arkın dünyayı kurtardı. Yetmedi tek başına Bizans'ı fethetti. Şimdilerde felç tehlikesinin kıyısına gelen ünlü oyuncu hastaneye yatırıldı ve ayakta durmakta zorlanıyor. Cüneyt Arkın'dan üzücü haber
Türk sinemasının yakışıklı aktörü Arkın'ın elleri ve ayakları felç tehlikesinin sınırına geldi, boyundan aşağısının felç olması ise yapılan ameliyat sonucu kıl payı engellendi. Arkın Kanal 1 "Hey Canlı" mikrofonlarına yaptığı açıklamada geçmişte rol aldığı filmlerde aldığı darbelerin acısının şimdilerde çıktığını söyledi.
Namı-diğer Malkoçoğlu, "Bundan sonra uçmak yok, bir kaleden bir kaleye atlamak yok" sözleriyle imalı açıklamalarda bulundu.
Milliyet
Kelebek Tolga Karel ile sohbet etti.Medyanın kendisini yanlış tanıttığını öne süren oyuncu, “Çilek yetiştiren bir adam nasıl canavar olabilir ki” diye isyan etti.
Çilek yetiştiren adam nasıl canavar olabilir
Son dönemde yaşadığı olaylar yüzünden adı “kavgacı, asi, hırçın, alkolik” sıfatlarıyla anılmaya başlanan Tolga Karel, çilek ektiği, gül yetiştirdiği, köpek ve kuş beslediği Beylerbeyi’ndeki evinin kapılarını Kelebek’e açtı. Medyanın kendisini yanlış tanıttığını öne süren genç oyuncu, “Çilek yetiştiren bir adam nasıl canavar olabilir ki” diye isyan etti.
Evinize gelince inanamadım. Ne kadar sakin, ne kadar huzurlu, ne kadar güzel bir ev! ımajınızla çok tezat ama...
- Tolga Karel denince akla dağınık, salaş bir ev, çok bohem bir hayat geliyor, değil mi?
Evet, hiç böyle bir düzen beklemiyordum. Bahçenizde güller, meyve ağaçları var. Çilek bile ekmişsiniz... Köpekler, kuşlar, çok renkli, temiz, huzur veren bir ev...
- O gülleri, çilekleri ben ektim. Meyve ağaçlarını ben yetiştirdim. Böyle bir insanım. Çilek, gül yetiştiren bir adam nasıl canavar olabilir ki? Ama demek ki, kendimi iyi tanıtamamışım. Aslında hayatı doğal yaşamayı seviyorum. Starlık bana lüks evler, korumalar, şaşaa gibi gelmiyor. Ben de sıradan bir insanım. Düşüşlerim, hayal kırıklıklarım var. Dayak yiyebilirim, dayak atabilirim ama kendime göre de bir duruşum var. Hiçbir zaman dürüst olmaktan ve iyi işler yapmaktan vazgeçmedim.
Peki tamam, siz özel dünyanızda böyle bir adamsınız. Ama dışarı çıkınca bu adam gidiyor, hırçın, agresif başka bir adam geliyor. Neden böyle oluyorsunuz? şöhret şımarıklığı mı, alkolün etkisi mi, nedir?
- Sema, böyle gösterilmeye çalışılıyor olabilir. Yaptığım haylazlıklar var ama kimseye verdiğim bir zarar yok. Belki de sadece kendime zarar veriyorum. Hem uçak meselesinde hem de kız arkadaşımla olan ilişkimde şiddete uğrayan benim. Ben kimseye el kaldırmadım, kimseyle dövüşmedim. Ama hep kavgaları benim çıkardığım yazıldı. Ben arızalı bir adam değilim. Çok duygusal, romantik, naif, kibar, alçak gönüllü biriyim. Evim, benim aynam. Bu kadar yanlış tanınmama sebep, “Yaprak Dökümü”nde canlandırdığım karakterin de kötü olması ve medyanın benim kimliğimi bu karaktere oturtması. ? Yanlış tanınmanızda tek suçlu medya mı, sizin hiç mi hatanız yok?
- Sen beni çok eskiden beri tanıyorsun. Güzel, iyi işler yapacağımı biliyordum ve sana da söylüyordum. Fakat ben işin şöhret ve ün kısmını hiç düşünmemiştim. Hatam nedir biliyor musun? şöhret olmadan önce nasıl yaşıyorsam, şöhret olduktan sonra da aynı şekilde yaşamaya devam etmem. Ben hayatın genelinde kontrollü bir adamımdır, ama bazen kontrolsüz olmak istersiniz. Ben hep kontrolsüz olmak istediğim anlarda yakalandım medyaya. Bu da benim imajımı belirledi.
Alkolik misiniz?
- Hayır, değilim. Alkol tedavisi gördüğümü de yazdılar. Alkol alıyorum, ama haftada bir ya da 10 günde bir içiyorum. Gece hayatım da yok. Haftada bir çıkıyorum.
Uyuşturucu kullanıyor musunuz? Soruyorum çünkü uyuşturucudan gözaltına alındığınız da yazıldı...
- O da çok yanlış bir haberdi ve sonra düzeltildi. Uyuşturucu ile hiçbir zaman alakam olmadı. Benim babam polisti. Çok küçük yaşta bizi uyuşturucu ile tanıştırmış, etkilerini anlatmıştı. Ben böyle zaaf adamı değilim. Yaşadığım şeyler öyle çok uçuk şeyler değil. Her insanın hayatında olabilecek şeyler. Sadece benim göz önünde olmam, olayı başka boyutlara getiriyor. Ama ben de kendimi koruyamadım. Sezen Aksu bunu çok güzel yapıyor. O yüzden bazen, keşke Sezen Aksu’nun çocuğu olsaydım diyorum.
Niye böyle düşünüyorsunuz?
- Çok yakın buluyorum onu kendime. ınsan olarak, sanatçı olarak o meseleyi çok iyi çözmüş. Etrafında bir koruma var. Kendini fanus içinde tutmayı başarabiliyor. Ben de birtakım kararlar aldım. Mesela kendi cennetimi kurmaya karar verdim. Dış dünyadan korkuyorum. Hem de çok. Bu şehrin telaşından ve kalabalıklardan uzak bir hayat yaşayacağım artık.
Nasıl bir cennet kuracaksınız, kendinizi korumak adına neler yapacaksınız?
- Hayatımdaki gereksiz insanlardan kurtuldum. Artık kontrolsüz olmak istediğim zamanlar, bunu herkesin gözü önünde yapmayacağım. Medyanın olduğu yerlere gitmeyeceğim. Gitsem de herkes gibi farklı kapılardan çıkıp, gideceğim.

Hürriyet gazetesinde okuduğum habere göre HÜLYA Avşar, kendisine iki farklı numaradan taciz mesajları atan şüpheli ya da şüphelilerin kimliğinin belirlenip cezalandırılması için suç duyurusunda bulundu
Avukatıyla önceki gün öğleyin Sarıyer Adliyesi'ne gelen Avşar, gazetecilerin, "Telefonla taciz ediliyormuşsunuz. Doğru mu?" sorusuna, "Aaa! Ne kadar çabuk öğrenmişsiniz" diye yanıt verdi. Eline çiçek dövmesi yaptıran Avşar, suç duyurusunda, maneviyatına yönelik taciz içerikli mesajlardan rahatsızlık duyduğunu belirterek, dilekçesinde açık numaralarını verdiği telefonların kime ya da kimlere ait olduğunun tespit edilmesini, taciz ve hakaret suçlarından cezalandırılmasını istedi.

31'nci Uluslararası TRT Çocuk Şenliği'nin gala gecesinde sahne alan şarkıcı Hadise sahnede zor anlar yaşadı. Gecenin sunuculuğunu üstlenen Didem Tolunay'ın bir ara kendisine sıkı sarılmasından, elinin göğüslerine değmesinden rahatsız olan Hadise, sunucu Tolunay'a eliyle nezaketen müdahalede bulundu.
31'NCİ Uluslararası TRT Çocuk Şenliği'nin gala gecesine 12 Mayıs'ta Moskova'daki Eurovision Şarkı Yarışması'nda ülkemizi temsil edecek olan şarkıcı Hadise, damgasını vurdu.
Bu yıl İzmir'in ev sahipliği yaptığı 60 ülkeden binlerce çocuğun katıldığı şenliklerin kapanışı 10 bin kişilik Halkapınar Spor Salonu'nda gerçekleşti. TRT'den 30 ülkeye canlı yayınlanan programda üç kez sahneye çıkan ve 6 şarkıyı seslendiren Hadise, şovuyla da herkesi kendine hayran bıraktı.
Dikişsiz gri renkli, sırt, gögüs ve bacak dekolteli elbisesi, parlak renkteki topuklu ayakkabıları ve iki koluna yaptırdığı dövmeleriyle dikkat çeken Hadise'nin güzelliğinin yanı sıra danslarıyla yürek hoplattı. Sahneye ‘Düm Tek Tek’ adlı Eurovision'da yarışacağı şarkıyla çıkan Hadise, bu özel gecede olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi. Şarkının her tarafta, her ülkede çok iyi anlaşıldığı ve sevildiğini belirten Hadise, “Böyle bir görevi üstlenmem, Türkiye gibi büyük ülkemi temsil etmem. Tanıtım turnelerinde şarkımızı çok beğendiler. Birçok ülkede güzel tepkilerle karşılaştım. Bunların hepsi sizin sayenizde oldu. Burada olmam da yine sizin sayenizde. Sizin bana verdiğiniz güçle istediğimi yapabiliyorum. Çok teşekkür ederim” dedi.
Hadise'nin sağ elinin dışına yaptırdığı Roma rakamlarıyla ‘27.12.1986’ dövmesiyle sol bilek içine yaptırdığı dövmesi dikkat çekti. 23 Nisan törenlerinde çocukken çok eğlendiğini belirten Hadise, “Tiyatro yapardım, dans ederdim, şarkı söylerdim, sunuculuk yapardım. O zamanlardan sahneye bir ilgim vardı. Kendimi yarışmaya hazır hissediyorum. Çok emek verdik. Sizlerin enerjisi ve moraliyle tüm yorgunluğum gidiyor. Her şey çok güzel olacak. Yarışmadan güzel haberlerle ülkeme döneceğim. Türkiye büyük bir ülke. Tüm dünyaya en iyi şekilde ülkemi tanıtacağım” diye konuştu.hürriyet